DOĞU’NUN VENEDİK’İ

DOĞU’NUN VENEDİK’İ

 

BANGKOK

 

Venedik seyahetimle ilgili anılarım ve izlenimlerimi size Avrupa’nın Salonu adlı makalemde bahsettikten sonra

defalarca seyahat ettiğim Doğu’nun Venedik’i Bangkok’u atlamak olmazdı.

 

Hayatım boyunca tüm yurt dışı tatillerimi, seyahatlerimi hep yalnız yaptım. Bir tur proğramı ile yada bir topluluk ile gezmektense kendi başıma canım nasıl isterse öyle gezmeyi tercih ettim

ve kesinlikle çok daha iyi olduğu kanaatindeyim.

 

Bangkok’a gitmeye karar verdiğimde, o dönem çalıştığım firmamın genel müdürünün bana  ilk sorusu kimle ve hangi tur ile gideceğim olmuştu.Tek başıma ve bir tur programına dahil olmadan gideceğimi söylediğimde , tavsiye etmediğini çünkü oraların tek başına bir kadın için güvenli olamayacağı olmuştu. (Genel müdürümüz Çin kökenli ve tabi ki Uzakdoğu kültürüne oldukça hakim.)

 

Ama elbetteki bu uyarılar beni yolumdan vazgeçiremedi ve biletimi aldığım gibi ver elini Bangkok.

 

Bangkok’un halkın arasında ki diğer adı Melekler Şehri olmakla beraber 400’den fazla tapınağa sahip olduğu için

Tapınaklar Şehri de denir.

 

Güneydoğu Asya’nın en kozmopolit başkentine indiğimde otele varana kadar ilk dikkatimi çeken trafiğin son derece yoğun ve çok kalabalık bir şehir olmasıydı.

Taksi haricinde kullanabileceğiniz diğer bir seçenek tuk tuk ( İki tarafı açık motorlu yöresel taşıma aracı) gayet yaygın bir alternatif.

Son derece sıcak ve nemli havası ilk başta sizi biraz rahatsız edebilir. Zaten Dünya Meteroloji Merkezi tarafından kanıtlanmış dünyanın en sıcak iklimine sahip şehri.

 

Krallıkla yönetilen Tayland’ta her yerde kralın resimlerini görmeniz gayet normal.

Halkı son derece güleryüzlü ama oldukça fakir ve geçim kaynakları kısıtlı

AIDS hastalığının en yoğun olduğu bir ülke çünkü dediğim gibi geçim kaynakları kısıtlı ve kadın, çocuk, insan ticareti çoğu insan için tek geçim kaynağı.

 

Ama ben güzel yönlerinden bahsetmeyi tercih ediyorum, mesela Floating Market turu bunlardan biri. Yani Su üstünde kurulmuş pazar.

Eğer benim gibi bir tur programı ile Bangkok’a gelmemiş olsanız bile kaldığınız otelde gayet uygun fiyatlara otelin günlük düzenlediği bu tarz turlara katılabilirsiniz çünkü şehir merkezinden epey uzakta olan noktalar.

 

Floating Market turları; her türlü hediyelik eşyanın, yöresel ürünlerin ve kadınların kendi evlerinde yaptığı yemekleri sattığı, her türlü meyvelerın satıldığ, kano ile gezdiğiniz harika bir deneyim kazanacağınız bir nehir pazarı.Kanoya dengeli bir şekilde oturuyorsunuz,hem fotoğraf çekerek hem de eğer isterseniz alışveriş yaparak gezebiliyorsunuz ve farklı anılar biriktirebiliyorsunuz. Mesela ufak bir anımdan bahsetmek istiyorum. Ben kanoda elimde makinem fotoğraf çekip şehrin büyüsüne kapılmışken bir anda  yanımda oturan bir başka turistin  bana endişe ile dönüp  sakın korkma ve kımıldama demesi . Ben daha ne oluyor anlayamadan elinde ki broşürü hızlı bir şekilde bacağıma savurmuştu ve o sırada bacağımda durmakta olan  bir akrep yavrusunu saniyelik görmüştüm.Neyse ki saniyelik görmüştüm aksi olsaydı heralde bir böcek bile gördüğümde çığlık çığlığa kaçan ben o kano gezimizi hep beraber nehrin sularını boylayarak tamamlardık.Çok sakin bir şekilde kucağımdan atmıştı. Turist amcaya ne kadar teşekkür etsem az.

 

Budist tapınakları Wat Arun, Wat Phra Kaew,Wat Pho ve kraliyet sarayı Grand Palace en çok ziyaret edilen yerleridir.

Wat Phra Kaew tapınağında 1444 yılında tek parça zümrüt bloğu oyularak yapılmış olan zümrüt Buddha heykeli vardır. Tapınaklara girişlerde kıyafet kriteri var ve bu konuda çok hassaslar.Tapınaklara girerken ayakkabılar çıkartılır. Şort ve kısa etek ile girmek kesinlikle yasak. Ama bu durum elbette içeri girmeye bir engel değil o gün giremezseniz ertesi gün uygun kıyafetlerle gelmelisiniz. Çünkü göreceğiniz müthiş mimari yapılar herşeye değer.

 

Kraliyet tapınağı olan Wat Pho’da ise 5,5 ton ağırlığında Altın Buddha heykeli olan Wat Traimit bulunur.

 

Patpong ve Khao San Road gece hayatının en yoğun olduğu bölgelerdir. Patpong’ta gece pazarları kurulur ve pek çok şeyi çok ucuz fiyatlara alabilirsiniz.Yine bu bölgelere kaldığınız otelden tur arabaları ile gidebilirsiniz.

 

Genel olarak yöresel yemekler güzel olup farklı tatları denemeyi sevenler için oldukça zengin seçenekler mevcut. Ama siz gene de dikkatli olun ve  Çin halkının  ünlü sırtı göğe bakan her şeyi yeriz sözünü unutmayın çünkü aynı mantık elbette burda da geçerli.

 

Peki.. başka ne yaparsınız Bangkok’ta?

 

Mesela ben fil üzerinde orman gezintisini çok sevmiştim, kocaman bir filin üzerine yerleşip sallana sallana başınız ağaçların dallarına yapraklarına değerek yaptığım  gezi gerçek bir terapi gibiydi.

 

Ya da filleri besleyebilirsiniz. ben muz ile beslemiştim filleri ve hayatımda ilk kez bir file muz ikram ederken oldukça minik bir parça uzatmamla beraber tüm elimi bileğime kadar hortumunun içerisine aldıktan sonra anladım ki aslında kabuklarını bile soymadan bütün halinde vermem gerekiyormuş.

 

Ya da timsahlar ile gösteri yapan insanları izleyebilirsiniz.

 

Thai geleneksel kıyafetler içerisinde yapılan  dans gösterileri de ilginizi çekebilir.

 

Tik ağacı atölyesi de ağactan yapılan oymaların, birbirinden güzel hediyelik eşyaların satıldığı yerdir.

 

Bangkok ta gece ve gündüz tek başıma çok gezdim.

Bir kadın için güvenli mi? sorusuna gelince her yerde olduğu gibi klasik önlemleri aldığınız sürece evet güvenli. mesela takı takmamak, pasaportunuzu ve çantanızı güvenli taşımak, kalabalık içerisinde gezmeyi tercih etmek ve tehditkar bir durum hissettiğinizde yerel satıcıların yanına gitmek benim kendimce yaptığım güvenlik önlemlerinden bir kaçı idi çünkü  durumu izah ettiğinizde tezgahlarının yanında sizi taksi bulana kadar bulunduruyorlar.

 

Sonuç olarak Bangkok tüm karmaşasına rağmen hatıralarımda ilginç ve orjinal olarak kalmaya devam edecektir.

 

Ve bence ölmeden önce gezilecekler listesinde yer almayı kesinlikle hak ediyor.