UZAKTAKİ GARİP EYLEM
UZAKTAKİ GARİP EYLEM
SPOOKY ACTION AT A DISTANCE
’ Uzaktaki garip eylem’ terimi ünlü fizikçi Albert Einstein tarafından quantum entanglement / kuantum dolanıklık kavramını eleştirirken kullanılmıştır.
Bu ıfadeyı kullanma sebebi ise, bu olayın sezgisel olarak mantıksız ve korkutucu olduğunu düşünmesidir.
Kuantum dolanıklık kavramını kısaca açıklayacak olursak, iki ya da daha fazla parçacığın, birbirinden uzakta olsalar bile, birbirine bağlı davranmasıdır.
Yani, bu parçacıklardan birinin durumu ölçüldüğünde, diğerinin durumu da anında belirlenir.
Einstein, böyle bir etkileşimin özel görelilik kuramına aykırı olduğunu düşündü. Çünkü özel görelilik, hiçbir bilginin ışıktan hızlı hareket edemeyeceğini söyler. Bu yüzden Einstein bu durumu ’uzaktan garip bir eylem’ olarak tanımladı ve dolanıklığın bir şekilde eksik ya da gizli bir bilgi içerdiğini savundu ve bu fikir ’gizli değişkenler kuramı’ olarak bilinir.
Bu konu ile ilgili yirminci yüzyılın sonlarına doğruyapılan deneyler ( bunların içinde en önemlisi Bell eşitsizlikleri testleridir.) Einstein’ın haklı olmadığını ve kuantum mekaniğinin öngördüğü şekilde, gerçekten dolanıklık olduğunu ve klasik fizik kurallarının geçerli olmadığını kanıtladı.
Kısaca, kuantum parçacıkları arasında ışık hızını aşan bir bilgi aktarımı yok, ancak aralarında açıklanması zor,
nedensellik dışı bir bağlantı var.
Peki.. Gerçeklik Nedir ? Gerçek gözlemden önce var mıdır?
Kuantumda bir parçacığın özellikleri ancak ölçüldüğünde belirlenir ve ölçülmeden önce sistem birden fazla olasılık halinde bulunur.
Belki de bir parçacığın ’gerçek’ bir özelliği yoktur ve sadece onu ölçtüğümüzde bir duruma geçer. Bu fikir gerçekliğin öznel olabileceğini, yani gözlemcinin evrenin durumunu etkileyebileceğini ima eder.
Einstein bu açıklamaya karşı çıkar ve şöyle der:
’Ay, ona bakmadığımızda da orada mıdır?’
Eistein, nesnel bir gerçeklik olduğuna inanır. Biz gözlemlesek de gözlemlemesek de şeyler vardır ve bir durumdadır.
Ancak kuantum teorisi gerçekliğin ancak gözlemle şekillendiğini öne sürer.
Bazı düşünürler, kuantum dolanıklığın, determinist dünya görüşüne ters düştüğünü, yani evrenin kesin kurallarla işlemediğini savunur.
Eğer her şey kuantum düzeyde olasılıksa, bizim ’seçimlerimiz’ gerçekten özgür mü? yoksa sadece bir rastlantının ürünü mü?
Bazı kuantum yorumlarına göre bir parçacığın her olasılığı farklı bir evrende gerçekleşir.
Bu kuramla beraber aklımıza gelen soruların bir kısmı;
Gerçeklik çok katmanlı mı?
Biz sadece bir evreni mi yaşıyoruz?
Her kararımızla farklı bir evren mi oluşuyor?
Bu soruları çoğaltmak mümkün.
Uzaktaki garip eylem, yalnızca bir fiziksel olgu değil, aynı zamanda insan aklının sınırlarını zorlayan bir felsefi bilmecedir.
Sevgiyle kalın.
Yazan, Nilay
