SERPİL ÖRÜMCER HAYATI BİR FİLM SENARYOSU
SERPİL ÖRÜMCER
HAYATI BİR FİLM SENARYOSU..
Şu anda karşımda bir dönem Türk sinemasında fırtınalar estirmiş, güzelliği ve endamı ile podyumların ve sesi ile gazinoların tozunu attıran harika bir kadın var ve halen çok güzel.
Bayan Bacak ünvanlı Sevgili Serpil Örümcer.
M.D: Hoş geldiniz. Öncelikle bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.
M.D: Nasılsınız? Bize biraz hayatınızdan bahseder misiniz?
S.Ö: Merhaba, ben de çok memnun oldum tanıştığımıza.
1952 İstanbul doğumluyum. Yedi göbek İstanbul’luyum. Soy ağacımı incelediğimde soyumuzun Selanik’e kadar gittiğini gördüm.
1967 yılında daha 15 yaşımda iken Milliyet Gazetesi tarafından düzenlenen güzellik yarışmasına katıldım, çok ilgi görmeme rağmen dereceye girememiş olsamda aslında gördüğüm ilgiden dolayı ikinci , üçüncü olmuşum gibi bir durum oluştu. o zamanlar birinci olabilmek için torpil dönüyordu.
Öncesinde İsviçre’den bir mankenlik okulundan diplomam vardı ve podyumlara çıkıyordum.
Sıraselvilerde Suat Gece Kulübü vardı orası bana şarkı söylemek ister misin diye teklif getirdi o
zamanlar orda olan Berkant bana baktı güldü ve senden şarkıcı olmaz dedi ve ona inat dersler alıp sahneye çıkmaya başladım ve müzik hayatım başladı. 5 Albüm ve 7 tane 45’lik yaptım.
Zaten yeteneğim ailemden geliyor çünkü annem de piyano ve darbuka çalardı sesi çok güzeldi,
dayım da akordeon çalardı, yeteneklilerdi ama sadece hobi olarak ilgileniyorlardı.
Annem o dönem İstanbul Radyosu’nun açtığı sınavları kazanmış ama dedem kesinlikle karşı çıkıp yollatmamış ve yırtıp atmış kazandığı sınav kağıtlarını.
Aslında benim aklımda şarkıcılık hiç yoktu. Berkant ile tanıştıktan sonra şarkıcılığa geçiş yaptım.
İlk sinema filmim olan başrollerinde Kartal Tibet ve Filiz Akın olan Benim de kalbim var
filminde oynadım. Daha sonra Çingene Aşkı Paprika, Adım Kan Soyadım Silah, Dalgacı Murat ve Ali Baba’nın Çiftliği filmlerinde rol aldım.
İlk evliliğimi Şarkıcı Berkant ile tanıştıktan 4 yıl sonra yaptım. Bizim aşkımız çok büyüktü, dillere destan idi, tüm Türkiye, herkes bilirdi, balayı için Hollanda’ya gitmiştik her şey çok güzeldi hatta o dönem Hollanda Hava Yolları’nın hostesi ile çekildiğim resim uzun yıllar o Havayolu tarafından reklam olarak kullanıldı.
Ondan bir kızım oldu ama kızım 8 aylıkken ayrıldık artık göze mi geldik nazara mı geldik ne oldu anlamadım ama bir anda herşey bitti o kadar büyük aşk bitti akabinde o Almanya’ya gitti ve orda tekrar evlendi bir daha kızı ile ilgilenmedi. Benim en büyük üzüntüm bu oldu.
Çok büyük maddi kayıplarım oldu, her şeyim var idi ama hepsini kaybettim.
Şu an Kızım ve iki torunum ile beraber çok büyük zorluklar ile yaşıyorum, çok şükür ki sokakta
değilim ama kiramı, faturalarımı çok büyük zorluklar ile ödüyorum. gördüğünüz gibi burada böyle sokakta kar demeden kış demeden titreye titreye ayda bir kilisesinin önünde ayda bir gün tezgah açıyorum.
Daha önce Avcılar’da pazar günü kurulan pazarda idim ve orda da etraftan yardım amaçlı gelen ikinci el kıyafetleri 2TL gibi 5TL gibi fiyatlardan satarak geçinmeye çalışıyordum ama orası artık kapandı. pazarlarda çok öyle satışlar yapmaya çalıştım, araba olmadan dogru dürüst mallarım
olmadan yardımlar ile satış yapmaya çalıştım. Sermayem yoktu ve çok zordu.
Kızım çalışamıyor çok kötü bir evlilikten sonra psikolojik rahatsızlıkları oluştu o nedenle ben çalışmak zorundayım.
M.D: Serpil Hanım sizi neden bir sinema-dizi projesinde göremiyoruz ? Bir tür inzivaya mı çekildiniz?
S.Ö: Hayır, inziva değil. Aslında çok isterdim. Mesela büyükanne, babaanne ya da anne rolleri
gelse severek kabul ederdim, ama artık bu sektör çok değişmiş. Tiyatrocular ve tiyatro kökenliler ellerinde tutuyor piyasayı, ben tiyatrocu değilim ama sinema filmlerinde oynadığım için tabi ki o tarz rollerde oynayabilirim ve zaten tiyatroda müzikalde de oynadım.
Artık kişiler kendileri gidip proje, rol vb talep ediyorlar ama ben bunu yapmadım, yapamadım.
Bana teklif gelmeden gidip ben böyle bir talepte bulunamam, teklif gelseydi olurdu tabi. Onların teklif etmesi gerekiyor.
( Tam da bu sırada Ayda Bir klisesine gelen bir kadın grubu Serpil Hanım’a dönüp halen çok
güzelsin Serpil Hanım keşke seni bir televizyon dizisinde görebilsek diye sesleniyorlar.)
M.D: 1990’da cilt kanserine yakalanmışşınız, Şuan sağlığınız nasıl?
S.Ö: Evet, yaşadığım sıkıntılar, dertlerin sonucu olarak cilt kanseri oldum. Atlattım ama kontrollerimi olamıyorum ve gizli şeker de çıktı. Gücüm yetmiyor ekstra sağlık sorunlarım ile uğraşmaya, yaşta var zaten.
M.D: Hayatınızı nasıl idame ettiriyorsunuz?
S.Ö: İşte böyle.. Kızımla yasıyorum iki torunuma bakıyorum yardımlarla borclarla bir şekilde
yaşamaya calısıyorum en büyük korkum sokakta kalmak ve bir dönem o da oldu. pazar işleri yaptım ama benim sermayem yok arabam yok, kiradayım. Borç içerisinde yaşamaya çalışıyorum.
Keşke bir evim olsaydı ama evim yok bitti evlerim.
Cumhurbaşkanı başbakan iken Toki’den evler verilmiş birkaç sanatçıya, gene o dönem ben yine
Ayda Bir kilisesinin önünde tezgahta çalışırken Sevim Emre (Orhan Gencebay’ın eşi) geldi Ayda Bir’e. Bana dedi ki;
Serpil Orhan Abi’nden istediğin bir şey var mı?
Ben de dedim ki;
Başbakanlıkla arası çok iyi böyle Toki evleri ile ilgili bir duyum aldım ben sokaklardayım bana aracılık eder mi bu konuda ? dedim. Tamam iletirim OrhanAbi’ne dedi. Haber bekledim ama gelmedi.
Aradan bir zaman geçti bir gazeteci aradı beni ve dedi ki Sevim Hanım beni aradı sizin için diyor ki başbakanlığa mektup yazsın ve talebini iletsin.
e ben o yolu biliyordum zaten ama Orhan Abi’den aracılık bekledim.Yazdım gene de mektup. Hatta Emine Erdoğan’a kadar yazdım ama bir geri dönüş olmadı. Belki de ellerine geçmedi mektuplarım.
Sonuç olarak artık sokakta değilim ama en büyük korkum bu çünkü daha önceden yaşadım o şekilde. Zor da olsa kiramı faturalarımı yardımlarla bir şekilde ödemeye çalışıyorum. Bu halime de çok şükür.
M.D: Ayda bir kilisesi ile yollarınız nasıl kesişti?
S.Ö: Burada tezgah açan bir hoca vardı tanıdık idi, takılar satıyordu, bir gün beni aradı Serpil uğra yanıma dedi. Kalktım gittim bana tezgahında bir ödeme karşılığında durmamı çalışmamı teklif etti kabul ettim. Sonra baktım çok az para alıyorum yol parama gidiyor aldığım, ben kendim koyayım bir tezgah bir iki takı satmaya başlayayım dedim ve yıllardır her ayın 1de buraya geliyorum.
M.D: Bir konuşmanızda sanat dünyası çok vefasız demiştiniz. Peki hiç vefa görebildiğiniz insanlar oldu mu sanat dünyasından?
S.Ö: Maalesef öyle. 2 -3 arkadaşım destek olmaya çalıştılar ellerinden geldiğince.
Saadet Sun yardımcı olmaya çalıştı, bana çok giysi yardımı yaptı. Ahu Tuğba’da aynı şekilde gerek Amerika’da gerekse Bodrum’da olduğu zamanlarda çalışmadığı halde elinden geldiğince bana
destek olmaya çalıştı, her sene kestiği kurbanlardan bana da yollardı.
Böyle, işte hiç kolay bir hayatım olmadı ve halen de çok zor.
M.D: İlk eşiniz Berkant hayatta olsa idi ona ne söylemek isterdiniz?
Hayatta olduğu dönemde Berkant, kızı ile benim görüştürmediğim yönünde beyanlar vermişti ama ben elimle götürdüm ona kızını ama ilgilenmedi hep çok soguk davrandı hatta benle ilgili kızımıza babası öldü dediğimi ileri sürdü. Ünlü olan biri için öyle bir söz söylemek imkansız zaten ve bunları ona hayatta iken de söyledim yüzüne. Sonucta o artık sahici dünya da ben ise yalancı dünyadayım.
Herşeye rağmen Berkant çok iyi bir insandı hiç kötü biri değildi, keşke böyle olmasaydı.
M.D: Serpil Hanım bir zamanlar lakabınız Bayan Bacak idi.
Şimdi o bacaklarda yılların yorgunluğu var mı? Gelecekten beklentiniz ne?
S.Ö: Olmaz mı? Çok şeyler yaşadım, kolay değildi yaşadıklarım ve halen öyle.
Evlerimi kaybetmeden evvel iyi dönemlerimde hayalim Ege’de ya da Akdeniz’de bir evim olsun ya da çiftliğim olsun hayvanlarım olsun çok isterdim, öyle hayal ederdim, böyle sıkıntılara düşeceğimi hiç tahmin etmezdim ama hayat öyle olmadı.
Gelecekten bir beklentim yok. Günlük yaşıyorum.
Umarım sizi yine beyazperde ya da ekranlarda görebiliriz.
Bu güzel söyleşi için tekrar çok teşekkür ederiz.
