AYASOFYA VE GİZEMLERİ

AYASOFYA VE GİZEMLERİ

 

MEGALİ ECCLESİA

THEA SOPHİA

HAGİA SOPHİA

 

www.mahatmadergi.com.tr

 

İstanbul’un  harika eserlerinden biri olan Ayasofya tarih içerisinde son adını almadan önce Büyük kilise anlamına gelen Megali Ecclesia adını almış, daha sonra Thea Sophia adını alan bu muhteşem eser 5. yüzyıldan itibaren kutsal bilgelik anlamına gelen Hagia Sophia adını alır.  İlahi Hikmet anlamına gelen Ayasofya, dünya üzerinde bazı alanlarda bulunan ley hatlarının ( enerji hatları, maneviyat enerjisi) üzerinde bulunmaktadır.

15 Asırlık tarihi geçmişi bulunan Ayasofya içerisinde pek çok gizem ve efsane barındırıyor.

Ayasofya’da kaybolan papaz bu efsanelerden biri, İstanbul’un fethi sırasında vaaz vermekte olan papaz elinde kutsal kase ile beraber bir kapıdan geçip kaybolur, müslümanlar arkasından koşup yetişmeye çalışsada kapının dümdüz bir duvara dönüştüğünü görürler. Hırıstiyan toplumunun inancına göre ise günün birinde İstanbul’u geri alabilirlerse o kapı açılacak ve papaz kaldığı yerden vaazına devam edecek.

Bir başka rivayete göre Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği haç ve çivilerin Kudüs’ten getirilip Ayasofya’da gizli bir bölümde saklanıyor olması. Ayasofya’da saklanıyor olmasının nedeni ise gene hıristiyan inanışına göre Hz. İsa’nın 40bin yıl sonra dünyaya ineceği yerin Ayasofya olduğuna inanmaları.

Dilek sütunu ya da ağlayan direk denilen sütunun ise o zamanlar Meryem Ana’nın evinde olan bir sütun olduğu ve Hz.İsa’ya işkence edildiğini duyduğunda ağlayarak gözyaşları ile bu sütunu erittip deldiği şeklinde hikayeler mevcut.

İstanbul’un fethinden sonra Ayasofya’ya pek çok islami motif eklenmiş, bunların içinde en önemlisi ise Ayasofya’nın kubbesine yazılan Allah, göklerin ve yerin nurudur ayeti. Hz Muhammed ve dört halifenin isimlerinin yazılı olduğu levhalar Ayasofya’nın kapılarından büyüktür.

Ayasofya’nın güney girişindeki kapıdan girildiğinde, 3.sütunun üzerinde  Hz. Hızır tarafından yazıldığı söylenen On Sekizinde Yevm-i Pazar, sene 1038 tarihinin ise kıyametin ne zaman kopacağını gösteren tarih olduğu söyleniyor.

Ayasofya’da bulunan ve Kraliçe Sofya’ya ait olduğu söylenen tabutun üzerindeki kubbede 4 melek figürü  Azrail, İsrafil, Cebrail, Mikail bulunuyor ve inanışa göre bu tabut yerinden oynatılırsa Ayasofya’nın yııkılacağı yönünde.

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra Cuma namazını Ayasofya’da kılmak ister, imamlığını da yaptığı namaz sırasında kendisine ve tüm cemaate kabe görünsün istediği için iki kez namazı bozar, birinci ve ikinci tekbirlerde Kabe görünmeyince namazı bozdum, ancak üçüncü tekbirde gözlerimin önüne geldi der..Akşemseddin ise Hz.Hızır saf tutmaya gelir ve Ağlayan Sütuna parmağını geçirip Ayasofya’nın yönünü kıbleye doğru çevirir ve namaza durur böylelikle Fatih Sultan Mehmet üçüncü kez tekbir getirdikten sonra Kabe’yi tam karşısında görür.

Ayasofya’nın birbirinden ihtişamlı 361 kapısı bulunuyor, 101 tanesi diğerlerinden daha büyük olan kapılar rivayete göre ne zaman sayılsa ortaya fazladan bir kapı daha çıktığı yönünde.

1264 yılında yapılan Deisis Mozaiği üzerinde bulunan Hz.İsa figürünün ise sağ kaşı üzerinde bulunan yara izinin 11 sayısını işaret ettiği varsayılıyor ve bu varsayıma göre figürün gerçek İsa olmadığı söyleniyor çünkü 11 sayısının Pisagorcu Tarikat Üyesi Apollon’a ait olduğu ileri sürülüyor, araştırmalara göre Ayasofya’nın alanında pagan tapınağı olduğuda biliniyor, ve zorla Hıristiyanlaştırılan Paganlar, mozaiğe İsa figürü yapmış gibi görünsede aslında Apollon’u çiziyorlardı.

Ayasofya’nın  yerden 6 metre yükseklikte bulunan kubbelerinden birinde pençeye ya da büyük bir ele benzetilen iz ise, rivayete göre Fatih Sultan Mehmet’in atının bir sebebten korkması nedeni ile bu sütuna elini dayaması ile oluştuğunun söylenmesi. Yerden 6 metre yüksekliğe atın ulaşması ise bu hikayenin en gizemli sırrı.

 

Sevgiyle kalın,

 

Yazan: Nilay K.