CERN FİZİK LABORATUVARI VE SHİVA

CERN FİZİK LABORATUVARI VE SHİVA

 

 

İsviçre’de bulunan dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarı olan  CERN sadece yaptığı müthiş araştırmalar ve deneyler  ile değil bahçesinde bulunan büyük Shiva heykeli ile de dikkat çekiyor.

 

Dünyanın en eski medeniyetlerinden biri olan ve çok tanrılı bir medeniyetolan Hint medeniyetinde oldukça önemli bir yeri olan Şiva bir tanrıdır ve Hindu inanışına göre diğer iki tanrı olan Brahma ve Vişnu’dan sonra gelen üçüncü tanrıdır.

Hepsini görevleri farklıdır ve kısaca özetleyecek olursak Brahmayı evrenın yaratıcısı  ve Vişnuyu koruyucusu olarak

kabul ederler.

Şiva ise evreni yeniden oluşturmak için onu yıkandır.  Aynı zamanda yaşam gücünü simgeler. Hint kültürüne göre Şiva aynı zamanda dans sanatının baş ustasıdır ve en önemli dansı Tandavam’dır.

Tandavam dansı inanışa göre evrenin yok edileceği zaman Şiva tarafından yavaş bir ritimde yaptığı danstır.

Sembole göre Şiva bir dairenin içerisinde dans ediyor görülür bu daire Hint kültürüne göre yaşam döngüsü içinde her şeyi yaratan ve her şeyi tüketen kozmik ateşi sembolize eder. Ateş aynı zamanda hayatın kötülüklerini, ışığını, zevklerini temsil eder.

 

Cern’de bu heykelin bulunmasının sebebi ise 1960’larda Hindistan ile Cern arasında başlayan çalışmaların, birlikteliğin bir hediyesi olarak 2004 yılında Hindistan tarafından  Cern’e hediye edilmiş olması.

 

Avusturya asıllı Amerika’lı ünlü fizikçi Fritjof Capra, Modern fizik, yaratma ve yıkım ritminin sadece

mevsimlerin dönüşünde ve tüm canlıların doğumunda ve ölümünde tezahür ettiğini değil, aynı zamanda inorganik maddenin özü olduğunu da göstermiştir. Modern fizikçiler için Shiva’nın dansı atom altı maddenin dansıdır der.

 

Capra’nın belirttiği gibi: Yüzlerce yıl önce Hintli sanatçılar, Şivaların dans eden görsel imgelerini yarattılar. Günümüzde fizikçiler, kozmik dansın kalıplarını tasvir etmek için en ileri teknolojiyi kullandılar. Kozmik dans böylece antik mitolojiyi, Hinduizmi ve modern fiziği birleştiriyor.

 

Kuantum alan teorisine göre, yaratılışın ve yıkımın dansı, maddenin varoluşunun temelidir. Böylece modern fizik, her atom altı parçacığın yalnızca bir enerji dansı yapmakla kalmayıp aynı zamanda bir enerji dansı olduğunu da ortaya çıkarmıştır.

 

Bu heykel bahçeye dikildikten sonra Hıristiyanların tepkisine uğramadı değil ve Cern dünyanın dört bir yanından

bilim insanları ile Cern’in çok kültürlülüğünü temsil ediyor  açıklamasını yapmak durumunda kalmıştır.