DOĞAL TAŞLARA GİRİŞ
DOĞAL TAŞLARA GİRİŞ
Taşların anatomisine geçmeden önce insan anatomisini idrak etmek şarttır.
Bilimin, maddenin özünün birbirinin etrafında dönen enerji dalgaları olduğunu ilk bölümümüzde anlatmıştık. Şimdi sade bir dil ve örneklerle anatomimizi ele alalım. Parmağımızın ucundan nokta büyüklüğünde bir parça alınıp laboratuvarda incelendiğini düşünelim. O küçücük parçanın binlerce hücrenin bir araya gelerek oluştuğunu fark ettiğimizde, anne karnında tek bir hücreyle başlayan yaşamın bölünerek çoğalıp birleşerek büyüdüğünü görürüz. Peki hücreler diziliş sırasını nasıl biliyor? Böbreği oluşturan hücreler neden böbreğe, göz kapağımızın dokusunu oluşturan hücreler neden göz kapağına dönüşüyor?
Tesadüf olduğunu düşünenler için basit bir örnek: Bir kutuya 1’den 10’a kadar rakamlar koyup gözünüz kapalı 3.875428 sayısını çekmeye çalışın. Hücreler bu muazzam dizilimi nereden biliyor? Hiçbir matematik dehası bu denklemi çözemez. Zekânın sınırlarına eriştiği noktada ruhsal yolculuk başlar.
İnsan vücudunun %99’unu 6 element meydana getirir: Oksijen, Karbon, Hidrojen, Azot, Kalsiyum ve Fosfor. Geri kalan %1 ise Potasyum, Kükürt, Sodyum, Klor, Magnezyum gibi makro elementler ile çok düşük oranlarda Demir, Çinko, Bakır, İyot gibi elementlerden oluşur. Hücreler hangi organa ne kadar element veya mineralin gerekli olduğunu nasıl biliyor? Kalbi oluşturan hücreler kalbin kan pompalayacağını nereden biliyor? Göz kapağımızı saniyede açıp kapatan hücreler beynin emrine tabi olduklarını nasıl biliyor? İdrakımızın sınırları dışında muhteşem dizilimler ve zerre miktarlar söz konusudur.
Bakır, birçok rengin birleşiminden oluşur. Biz onu tek bir renk olarak görürüz, oysa üst üste binmiş birçok renk bakır rengini verir. Gözün anatomisinde doğal bir lens vardır ve üç katman sayesinde doğadaki bitkileri yemyeşil görürüz. Oysa bu görüntü aslında üç, bazen dört renkten oluşur. Gözlük üreten bir firmayı düşünün: yüzlerce çalışan, onlarca ekipman, teknolojik cihazlar, mekanik ve optik mühendisler… Göz hücrelerine sormaz mıyız, sen bu kadar işi nasıl yapıyorsun? Magnezyum, çinko ve selenyum mineralleri göz hücrelerini nasıl koruyor, eksikliğinde görmeyi nasıl etkiliyor? İnsanlar arasında yanlış bir söylem vardır: “Güneşten mineral almak.” Bu ifade yanlıştır. Güneşten mineral gelmez. Güneşten gelen UVB ışınları deri altındaki kolesterolü D vitaminine dönüştürür. D vitamini sentezlendiğinde kalsiyum ve fosfor dengesini düzenleyerek kemik sağlığını korur. Bu tabiat fabrikasının büyük ustası, güneşten almamız gereken miktarı süzer; almamamız gereken miktarı ise yeryüzüne sokmayan ozon tabakasını bir koruyucu zırh olarak gezegenimize yerleştirmiştir.
Doğal taşları anlatırken üslubumuz bu olacak. Ticari kazanç kaygısı ile hurafe söylemlerden uzak, hayatımızdaki önemleriyle ele alacağız. Vesselam.
Yazan: Deniz Gündüz
